banner11

           Kur’an’da aşağı yukarı 1700 kadar kavram bulunur. “Hasenat” ve “Sâlihat” kavramları da, Kur'an'da bir çok yerde yer alan önemli iki kavramdır. Hasenât ile Sâlihât arasında önemli farklar vardır. Arapça'da Hasenât, Hasen'in (güzel) çoğuludur. Yani güzellikler demektir. Hasenâtın zıttı seyyiât’tır. Arapça'da Seyyiât, seyyi'nin (kötü) çoğuludur. Yani kötülükler ve çirkinlikler demektir. Kur'an'da geçen sâlihât sözcüğü, sâlih ameller, dışa doğru yani başkalarına karşı yapılacak ıslah edici iyilikler, güzellikler demektir. Sâlihât kavramının türetildiği sulh kökü, başkaları arasında güven ve barışa yönelik hayırlı ve ıslah edici işler yapmak, anlamlarına gelmektedir. Sâlihat, insanın kendi dışında kalan canlı ve cansız varlıklara yönelik bir iyilik ve barış hareketini yani bir iyileştirme faaliyetini ifade etmektedir. Islâh, düzeltme, iyileştirme, imar etme, onarma, güzelleştirme, demektir. Bu da insanın kendi dışında kalan varlıklara yaptığı iyilikler ve hayırlı hizmetler anlamına geliyor.

    Sâlih amel, (el-‘amelu’s-sâlih) Kur’an’da altı yerde tek başına, elli altı âyette ise iman ile birlikte geçer. Hasenât kavramı ise, sonuçları itibariyle kişinin kendisine yönelik olarak yaptığı güzellikler demektir. Sâlihât başkalarını da kuşatan ıslah ve imar hareketi olurken, "hasenât" ise, sonucu sadece onu işleyene dönük iyiliklerdir. Sâlihât şahsıyla birlikte başkalarını da iyi etmek için çalışmak, Hasenât ise insanın kendisini imar etmesi, iyileştirmesi ve güzelleştirmesi anlamına gelmektedir. Sâlihât, göklerde ve yerde olan bütün yaratılmışlar için bir ıslah etme faaliyetidir. Islah çalışması, insanın kendisine iyilik talebinden daha öncelikli bir değere sahiptir. Bundan dolayı hasenât'a on sevap verilirken, (En'am-160) salihât'a sınırsız bir sevap ön görülmüştür. (Tin-6) Çünkü ıslah çalışması evrensel, hak talebi ise tarihsel ve bireysel bir özelliğe sahiptir. Sâlihât’ı Hasenât’tan ayıran en önemli özellik, insanın kendi ölümünden sonra geriye neyin kalacağı sorusudur. Kur’an’da insanın kendi ölümünden sonra geriye Hasenâtının kalacağını söyleyen bir âyete rastlanmaz. Fakat geriye Sâlihâtının kalacağını söyleyen âyetler mevcuttur.

    Mal ve çocuklar dünya hayatının geçici süsüdürler. Baki kalacak olan sâlihât, Rabbinin katında sevapça ve umutlanma açısından daha hayırlıdır. (Kehf-46) Baki kalacak olan Sâlihâttır. Bu, Rabbinin katında sevapça daha hayırlı ve kazanç bakımından daha üstündür. (Meryem- 76) Dolayısıyla insanın Hasenâttan daha önemli olan Salihâta yönelmesi yani sadece kendini değil, tüm varlıkların güzelliği için çalışması Allah'ın indinde en makbul olan bir ameldir. Onlarca âyette Hasenâtın değil de, Sâlihâtın iman ile birlikte geçmesi üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir konudur. Sanki Sâlihât olmadan, sadece Hasenât ile imanın sahih olmayacağı vurgulanmaktadır.

    Yani insan Allah katında iyi ve hayırlı bir kul olmak istiyorsa Hasenâttan daha fazla Sâlihât yapmaya öncelik vermelidir. Sâlihât yani Amelisâlih'ten neyi anlamalıyız? Toplumu taklit ve cehalete sürükleyen, toplumu fakir kılan, ümmeti huzursuz eden, güvenliğini tehdit eden, ahlaki erozyona sürükleyen her türlü batıl inanç ve fikirlere karşı mücadele etme önemi bir salihattır. Sâlihât, işsizliği azaltmak için yatırım yapma, açları doyurma, çıplağı giydirme, borç içinde olanlara infak yapma, hasta ve zor durumda olanlara yardımcı olmaktır. Sâlihât, meşru olan hizmet kurumlarına destek çıkmak, hastalıklarla mücadele için uzman yetiştirme, sağlık merkezleri kurmak,

      Aşı ve ilaç geliştirmek hayatı kolaylaştırmaktır. Sâlihât, sanayileşme ve insanlığa faydalı ürünler üretmek için bilim ve teknoloji geliştirmek, Ekolojik dengeyi korumak için çaba gösterme, geri dönüşüm tesisleri kurup tasarrufa katkıda bulunmak, israfı önlemektir. Sâlihât, suç unsurları ile mücadele etmek, aklaki çürüme ile mücadele etmek, kamuya ait yer ve mekanları temiz tutmak, çevreyi ve doğal dengeyi korumaktır.

     Sâlihât, insanların akletme ve sağlıklı düşünme becerilerini işletmesine katkıda bulunmak, adaletle hükmetmek, istişare ile hareket ederek şeffaf ve dürüst bir yönetim anlayışı ile hareket etmektir. Salihat, çocukları sağlıklı bir şekilde yetiştirip terbiye etmek, aile kurumunu ve gençliği kurtarıcı etkinlikler yapmak, eğitim kurumları açmak, toplumun sorunlarının çözümü için Allah tarafından indirilen vahye uygun projeler geliştirmektir. Şia ve Ehl'i Sünnet âlimleri Sâlihât ve Hasenâtın anlamını bilmediklerinden dolayı bir kaç vakıf haricinde dinlerini Hasenâtın üzerine bina ederek, Sâlihâtı terk etmişlerdir.

   

Halbuki Kur'an'a göre, ahirette insan Hasenât yapmadığı için değil, Salihât yapmadığı için pişmanlık duyacaktır. O günahkarların, Rableri indinde başlarını öne eğecekleri," Rabbimiz! Gördük, duyduk, şimdi bizi (dünyaya) döndür de salih ameller yapalım, artık kesin olarak yakin getirdik diyecekleri zamanı bir görsen! (Secde-12) Onlar orada: Rabbimiz! Bizi çıkar, önce yaptığımızın yerine salih ameller yapalım! diye feryat ederler..

    (Fatır- 37) Herhangi birinize ölüm gelip de: Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip salihlerden olsam! demesinden önce size verdiğimiz rızıktan İnfak edin. (Munafikun-10) Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında: Rabbim! der, beni geri döndür. Tâ ki boşa geçirdiğim dünyada salih amel yapayım... (Müminun- 99, 100) Sonuç olarak, Sâlihât yapmak bir mü'minin en vazgeçilmez ahlakı olmalıdır.

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.