banner8

        Kur'an'da yüzlerce âyette başka hiçbir kaynak kabul edilmemiş, sadece Vahye tabi olunması emredilmiştir. Allah ile kulları arasında hiçbir aracı, şefaatçi ve kutsiyet verilenler kabul edilmeyip bunlar şiddetle yasaklanmıştır. Bozulmuş tahrif edilmiş, hanif olmayan şirk dinlerin en temel özellikleri, sözde din adamlarından oluşan bir kutsallar silsilesinin varolmasıdır.

      Tevhid ve şirk dinlerinin birbirinden ayrıldığı çizgi işte tamda buradadır. Şirk inancında olanlar bu kutsallar silsilesine hiç laf söyletmeyip, onların inanç, görüş ve içtihatlarına tabi olmayanları tekfir etmekte, İslam düşmanı olarak görmektedirler. Bunu örneklendirilmek gerekirse, Ehl-i Sünnet ve Şia'nın ictihat ve rivayet dinî inanışının yöntemi şöyledir: Dinde hüküm koyucu din adamları yani imamlar, alimler, müctehidler, müfessirler, âyetullahlar dinin kurucusudur, din onların ictihadlarıyla tamamlanmıştır.

     Hiç kimsenin onların söylediklerine karşı gelme hakkı yoktur. Onların din olarak sunduğu yalan ve iftiralarla dolu rivayetleri tevazu ile kabullenmeli ve yegâne otorite olarak görülmelidir. Oysaki Kur'an'a baktığımızda, mutlak itaat, sadece vahiy tebliğcisi beşer olan Allah Elçilerine olması emredilmiştir. Nebi ile Resul arasındaki farkını burada da görüyoruz, zira Resule mutlak itaat varken, Nebi (a.s) a itaat edin diye tek bir âyet bulunmaz. Kur'an da en temel ve hayatî ilke Tevhid sistemidir, yani Allah ile kulları arasında hiç kimsenin ve hiç bir şeyin kutsanmamasıdır. Bu en temel ilke ve yasayı ilan etmek için yüce Rabbimiz şöyle buyurmuştur;

Ey Elçi! Senden önce hiç bir elçi göndermedik ki ona, "Benden başka ilâh yoktur o halde sadece bana kulluk edin" diye vahyetmiş olmayalım. (Enbiya 25) Tasavvuf ve tarikatlarda Kuran'da olmayan vahiy dışı her türlü şirk hurafe ve yalanları bulmak mümkündür. Nebilerin bile sahip olmadığı ledünnî ilim, gaybî ilim gibi birçok uydurma olağan dışı ilim mevcuttur. Gavslar Şeyhler bu saçmasapan ilimlerle gayp alemine nüfuz ederek istediğini yapmak yetkileri vardır. Bilgisi sadece ve sadece Allah'a ait olan gayp alemi onların çiftliği gibidir. Hatta bütün tarikatlar avamdaki insanları aldatmak ve varlıklarını meşru göstermek için ucu Allah Resulü'ne varan hayalî birde silsile (rabıta) oluşturmuşlardır.

      Yüce Allah, gönderdiği Tevhid dininin, gönderdiği gibi orijinal ve tertemiz hâlis kalmasını ve bu şekilde yaşanması üzerinde ısrarla durmuştur. Sakın hakkı batıl ile karıştırmayın, bile bile hakkı gizlemeyin! 2/42 Kur'an'daki orijinal tevhid dini son derece açık, anlaşılır, kolay ve fıtrata uygundur. Hanif İslam dini, annenin göğsünden yavrusunun boğazına akan halis süt "Lebenen hâlisen" (nahl 66) gibi, insanlara ulaştırılmalıdır. Din Allah'ın indirdiği gibi saf, arı, orijinal beşer eli değmemiş haliyle yaşanmalıdır. İşte o zaman, "Toplumu ayağa kaldıracak sağlam din budur" (beyyine 5) âyetinde anlatılmak istenenlere ulaşılır.

   Bu yüzden Dinin Allah'a özel kılınması çok önemlidir. Allah Resulü'nden sonra uydurulan Şiilik ve Sünnilik dinleri, Allah'ın indirdiği vahiy dininde büyük tahribat ve yozlaşmaya neden olmuşlardır. Tamamen hurafeler oluşturulmuş, iftira ve şirk üzerine bina edilen Sünnilik ve Şiilik dininin Kur'an'ın tertemiz hâlis tehdit dini ile hiçbir alakası yoktur.

     Tarih boyunca tüm zamanlarda, Allah'ın gönderdiği hâlis tevhid dininin yaşanmasını istemeyen, Allah'ın muhlis elçilerinin ardından insanları uydurma din ile aldatan din adamlarının var olduğu ve bunların Şeytan olarak adlandırıldığı Kur'anî bir gerçektir. Sonuç olarak, olması gereken, tüm Allah'ın indirdiği ve elçilerinin mirası olan Vahiy dinine sahip çıkmak, hurafeler ve yalanlarla üstü örtülmüş olan ama ilk indirildiği gibi organik, arı, duru, hâlis, tertemiz olan Allah'ın dinini insanlığa sunmak olmalıdır...

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.