banner6

Türkmen aşiretleri Anadolu’nun ilk Türkleridir. Bunların bir kısmı gerek tarihi gerek coğrafi sebepler dolayısıyla bu günkü Anadolu halkını vücuda getirmişlerdir. Anadolu’da aşiret, oymak ve boyların yerleşim biçimlerinin genellikle 24 Oğuz boyu esasları altında gerçekleştirildiği ve bu Oğuz boylarına mensup teşekküller içinden bazılarının büyük federasyonlar oluşturduğu, çeşitli adlar altında Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde bulundukları yerlere göre isimler aldığı bilinmektedir. Tarihin en eski milletlerinden biri olan Yüce Türk Milletini oluşturan, çeşitli isimlerle anılan Türk topluluklarının boyları, oymakları, aşiretleri, cemaatleri o kadar çoktur ki, bunlar içinde en yoğun ve belirgin olan iki topluluk, “Türkmen” ve Yörük” olarak anılmaktadır. Türkmen ve Yörük kelimesinin tarihi vesikalarda eş anlamlı kullanıldığı belirtilir. Yörük kelimesi yörümek fiilinden türeyen bir isimdir. Yörüyen, bir yerde durmayan, gezginci, göçküncü, konar-göçer, göçebe olan anlamlarına gelmektedir. Yörümek fiilinden yapılma Yörük kelimesinin aynı zamanda Anadolu’ya gelip yurt tutan göçebe Oğuz boylarını ifade eden bir kelime olduğu araştırmacılar tarafından bildirilir. Türkmen adı Oğuzlar hakkında umumiyetle XI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Müelliflerden bazıları Oğuzlar’ı tanıtmak için, “Oğuzlar Türkmenler’den bir topluluktur “öz Türk” manasını taşıdığı” şeklinde ifadeler kullanmıştır. Ancak XIII. yüzyıldan itibaren Seyhun boylarından Sakarya kıyılarına kadar uzanan çok geniş sahada yaşayan Oğuz asıllı topluluklar Türkmen adıyla anılmıştır. Bununla beraber Arapça ve Farsça kaynaklarda Türkmen tabiriyle Oğuzlar’ın kastedildiği anlaşılmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşundaki önemli topluluklardan birisini teşkil eden konar- göçer aşiretleri yaşadıkları bölgelere göre Türkmen veya Yörük adını aldıkları görülmektedir. Bu konu tarihi vesikalarla da sabittir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Yörük adıyla bilinen bu konar-göçer gruplardan Kızılırmak yayının batısında kalan bölgelerde konar-göçerlik edenlere “Yörük” bu çizginin doğusunda kalanlara ise “Türkmen” denilmiştir. Arşiv vesikalarında Türkmen, Yörük adı aynı topluluklara verildiği görülmektedir. Örneğin, Türkman-i Haleb, Yörükan-i Haleb gibi. Türkmen adı, Anadolu’nun Kızılırmak’tan itibaren doğu ve güneyde kalan bölgeler ile Suriye ve Irak’ta yaşayan aşiretler tarafından kullanılırken Yörük tabiri, Kızılırmak’tan Adalar ve Marmara denizi kıyılarına kadar uzanan yerlerdeki teşekküller ile Rumeli’nde bulunan cemaatleri ifade etmekteydi. Yörükler, Türkmenler, beyliği de, saltanatı da, devleti de, bey olmayı da, deve çekmede, koyun gütmede, göçebe yaşayışta görür. Toros Türkmenleri arasında derlenen şu dizeler bunun en güzel örneğidir: Ekme ekin eğlenirsin, Dikme bağ bağlanırsın, Çek deveyi, güt koyunu, Bir gün olur beylenirsin Bugün Orta ve Batı Anadolu’da bazı yerlerde yan yana Yörük ve Türkmen köylerinin bulunduğunu bilinmektedir. Tarihi kaynaklarda bazen Türkmen bazen Yörük olarak rastlanan, seyahatnamelerde de bu suretle zikredilen, bu Türk topluluğunun kökeni itibariyle kesinlikle Oğuzlardan olduğu XV.asırda yaşayan ve imparatorluğun kuruluşu ile ilgili en eski bilgileri verenlerden Oruç Bey’in “bu oğuz tarifesi göçküncü Yörükler idi” şeklindeki ifadesiyle de sabittir. Fatih’in kanunnamesinde Yürük tabir olunan Türkmenlerin teşkilat ve vazifeleri hakkında bazı maddeler vardır. Tarihi gelişim sürecinde Oğuz-Türkmen ve Yörükler birleşik halde Anadolu’nun etnik yapısını teşkil etmiş ve ona kesin bir hüviyet kazandırmışlardır. Dolayısıyla isim farklılıklarına bakarak Türkmenleri ve Yörükleri farklı birer etnik grup olarak tanımlamak yanlış bir yaklaşım olur. Tarihi kaynaklarda Türkmen adının zamanla Oğuz adının yerini aldığı, bu nedenle de Türkmenlerin, Yörüklerin Oğuz’un konar-göçer yaşayan bir kısmı olduğu çok açık bir şekilde bilinmektedir. Bu anlamda Yörük ve Türkmen olarak adlandırılan Türklerin yaşam biçimlerinden veya yaşadıkları coğrafyadan kaynaklanan nedenlerden dolayı kısmi kültürel farklılaşmalarını da Türk kültürü içerisinde değerlendirmek gerekir. Toroslardan Cemile nineden bir mani Türkmen, Yörük bir eriz Yola doğru gideriz Hak, Muhammed aşkına Gazi Paşa rehberimiz. KAYNAKLAR Ahmet Refik, (1989). Anadolu’da Türkmen Aşiretleri, İstanbul: Enderun Kitabevi. Banguoğlu, Tahsin. (1960). “Oğuzlar ve Oğuzeli Üzerine”, Türk Dili Araştırmalar Yıllığı Belleten 1959’dan Ayrı Basım, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları. Caferoğlu, Ahmet. (1973). “Anadolu Etnik Yapısının Oğuz-Türkmen-Yörük Üçlüsü,” İslam Tetkikleri Enstitüsü Dergisi, Cilt, V, Cüz 1-4, s. 75-86. Eröz, Mehmet. (1991). Yörükler, İstanbul: Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı. Frayliç ve Ravlig, (1334). Türkmen Aşiretleri, İstanbul: Matbaa-i Orhaniye. Gökbilgin,Tayyib. (2008). Rumeli’de Yörükler, Tatarlar ve Evlâd-ı Fâtihân, İstanbul: İşaret Yayınları. Kafesoğlu, İbrahim. (1958). “Türkmen Adı, Manası ve Mahiyeti,” Jean Den armağanından Ayrı Basım, Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi. Sümer, Faruk. (1992). Oğuzlar(Türkmenler), İstanbul: Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayınları. Şahin, İlhan. (1982). “Osmanlı İmparatorluğunda Konar-Göçer Aşiretlerin Hukuki nizamları”, Türk Kültürü, Yıl 20, Sayı 227. Türkdoğan, Orhan. (1996). “Anadolu’nun Etnik Yapısı, Dünü ve Bugünü”, Türk Dünyası Tarih Dergisi, Sayı 112.

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.