banner6

TÜRKLERE NEDEN SAHİP ÇIKMIYORLAR ?

* Öyle bir zamana geldik ki neredeyse Türküm demeyi hafife almaya başladı bazı kesim. Mesela birçok Müslüman milletlere yapılan yardım kadar Türk kardeşlerimize yardım edilmiyor, ilgi gösterilmiyor. Çin mezalimindeki Uygur Türklerinin gördükleri zulüm ortadayken ve hatta bazı ülkeler bu zulmü bir “ soykırım “ olarak görüp çeşitli yollara başvururken Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tepesindeki yöneticiler hiç oralı olmuyor. 

26 Şubat 2021 16:49
TÜRKLERE NEDEN SAHİP ÇIKMIYORLAR ?

* Bunun sebebini araştırmaya gerek yok ancak “ Türküm “ demeyi ayıp haline getirmek isteyen bazı zavallı kafalar var. Oysa bilmiyorlar ki Dünya Türkleri Türkiye’yi bir ağabey-bir umut kapısı olarak, bir anayurt olarak görüyor ve başı daraldığı zaman kendilerine sahip çıkılacağını umuyorlar. Oysa hangi düşünce yapısına sahiplerse!.. Uygur Türklerine yapılan Çin zulmü arşıâlaya direk olmuşken bizim yöneticilerimiz –her nedense- kanayan bu yaraya merhem olmak istemiyorlar.

* İşin esasına gelecek olursak; Ankara Meclisi olarak devlet yetkililerinin umursamadığı bu konuda biz bir çalışma yaptık. Bu konuda uzman olan “ İlmi Araştırmalar Kurulu Başkanımız Prof.Dr. Hayrettin İvgin bir çalışma yapıyor. Ayrıca, Ankara Meclisi’nin Türk Dünyasından Sorumlu Başkan Yardımcısı değerli arkadaşımız Erkin Sabit konuyu derinden incelemiş ve aşağıdaki makalesinde Türk Dünyasının ve özellikle de Uygur Türklerinin durumunu kamuoyunun ve vicdan sahibi insanların takdirlerine sunmuş. Zevkle okuyacağınızı ümit ediyoruz. TÜTRKLERE NEDEN SAHİP ÇIKILMIYOR ? Türk dünyası Uygur Türklerine sahip çıkmıyor. Belli ki bazı çevreler ve Türk ve Müslüman geçinip de Türklüğün şartlarını yerine getirmeyen ve daha doğrusu Türklere sahip çıkmayanlar sanırım Doğu Türkistan’ın ata yurdumuz olduğunu unutuyorlar. 2000 sene öncesi dünya kültürüne ve medeniyetine önderlik yapan, milletlerin kendini koruması için yaptıkları savaş savunma tekniğine ustalık yapan Uygur Türkleri, dünya Türklüğünün ilk olarak İslam dinini kabul etmesine vesile olmuştur ki dindar geçinen bazı çevreler Uygur Türklerinin bu özelliğini ya bilmiyorlar veya işlerine geldiği gibi anlıyorlar Aynı zamanda Uluğ Türkistan’da ilk olarak yerleşik yaşam medeniyetini hayata geçiren, dünya Türklerinin şimdiki medeni yaşam ortamlarında insanlığa modern yaşaması için önderlik yapan Uygur Türkleridir. Şimdiki Çin Devleti’nin yapmak istediği “bir yol bir kuşak“ yani İpek Yolu Projesi bundan 2.000 sene öncesi Uygur Türkleri, İpek Yolu adında;

Yeni Uluğ Türkistan, Orta Doğu, Avrupa’ya kadar kültür ticaret dostluk amaçlı seferlerde yolculuk yaparak dünya insanlığına din, millet, devlet, coğrafya ayrımı yapmadan Türklüğünün öncülüklerini unutmadan dünya merasına katkıları olmuş ve ipek yolunu zenginleştirmiştir. İpek, M.Ö. 206’dan itibaren Çin ekonomisinin temel unsurlarından biri hâline gelmişti. Altın gibi saklanıyor, ticarette para yerine kullanılıyordu. İpeğin anavatanı denilince sadece Çin değil Doğu Türkistan da akla gelmekteydi. Doğu Türkistan’ın Hoten, Aksu, Kuçar, Turfan, vilayetlerinde çok kaliteli ipek üretiliyordu. İpeğin Orta Asya’dan ihraç noktası Doğu Türkistan idi. Çin’in elçi ve tüccarları Çin’in başkenti Çang-an’dan kuzeye doğru Çin Seddi’nden geçerek Uygur Devleti toprağına gelirlerdi. Sonra kuzeydeki Uygur başkenti Karabalasagun’a girerlerdi. Oradan batıya doğru yürüyerek Altay dağları üzerinden Beşbalık’a geçerdi. Beşbalık’tan batıya doğru hareket ederek, İli ovası, Yedisu üzerinden Maveraün Nehir’e ve Batı Asya’ya ulaşırlardı. İşte bu yol Uygur Orhun Hakanlığı’nın topraklarından geçtiği için, tarihte bu yola “Uygur Yolu“ ya da “TURAN Yolu“ denilmiştir. Çin ve Avrupa tarihçilerinin, yanı sıra bizim de “İpek Yolu” diye adlandırdığımız bu yolu, tarihçi Turgun ALMAS “Uygur Yolu“ diye adlandırarak ona geçmişten bu yana tarih boyunca süre gelen millî anlamını kazandırmaktadır. Şimdi bakalım dünya devletleri ve milletleri Çin Devleti’nin İpek Yolu yani bir yol bir kuşak projesini gerçekleştirebilmesi için Çin devleti ne isterse yaparak Çin’e hoş görünmek ve kendi menfaatlerini elde edebilmek maksadıyla her türlü çabayı gösteriyorlar. Farkında olmadan ya da bilerek bu devletler ve milletler çok büyük insanlık suçu işliyorlar.     

Başta Çin Devleti olmak üzere T.C. Devleti bir büyük projenin (yani İpek Yolu) peşinde ama 2.000 sene öncesi bu projeyi gerçekleştiren ve dünyaya Türk milletinin ne kadar yüce kudretli önder millet olduğunu öğreten, kanıtlayan dünya medeni insanlığını ilk olan kayıp kıta Mu’nun göbeğinde yaşayarak dünya siyasetine yön vererek yaratana en yakın millet olan Uygur Türklerine; hiçbir devlet ve millet sahip çıkmıyor, destek vermiyor. Dünya Müslümanları da inanması gereken yaratanın kanunları olan Kuran’a karşı çıkarak Çin Devleti’nin çürük şişme balon gücüne inanarak Çin’e tapmaktadırlar. Aslında çok eskilere gitmeye gerek yok. Yakın zamanda Uygurlar ile Çin arasındaki iktisadi ilişkiler her dönemde devam etmiştir. Genellikle Çinliler Uygur Türklerden at satın almışlar ve karşılığında ipek vermişlerdir. Belli dönemlerde ise (Orhun Uygur Hanlığı Dönemi’nde olduğu gibi) Çinliler ipeği yıllık ödemeleri gereken vergiye karşılık olarak da Uygur Türklerine ipek vermişlerdir. Özellikle Uygurların güçlü olduğu dönemlerde ikili ilişkiler farklı bir seyir kazanmış, Çinliler kaybedeceği bir savaş veya iç savaşla karşılaştığında Uygurlardan yardım istemiştir. Yine bunun güzel bir örneğini Ahmet Süleyman Kutluk ’un “İpek Yolu ve Uygurlar” eserinde görmekteyiz: “Orhun Uygur Hanlığının bağımsızlığına kavuşmasında, Moğolistan Vadisi’nde Türk birliğinin tekrar sağlanmasında, İpek yolunun güvenliğinin sağlanmasında; Doğu Türkistan’ın, Tanrı Dağı’nın güney ve kuzeyindeki halklar ile olan iyi ilişkilerin tekrardan kurulmasında; Tang Hanedanlığı ile olan ticaretin gelişmesinde; Hu-su Kağan’ın torunu Kutlug Kül Bilge Kağan’ın(744-747) oğlu Bayan Çor Kağan’ın emeği büyüktür.”, “Bayan Çor, kağan olduktan sonra Tang Hanedanlığı ile siyasi evlilik siyasetini takip etmiş; iki ülke arasındaki sınır ticaretini yoluna koyarak kendi aralarındaki siyasi, iktisadi ve kültürel ilişkileri geliştirmiştir. Tarihi belgelerdeki kayıtlara göre: Bayan Çor Kağan döneminde, Tang hanedanlığında Onluk – Soygum İsyanı (MS 755) çıktığında isyancılar Tang hanedanlığının doğu payitahtı Loyang ve güney payitahtı Ch’ang-an’ı işgal etmişlerdir.

Bu süreçte Tang Hanedanlığı, Orhun Uygur Hanlığından yardım talep etmek için Orhun’a elçiler göndermiştir. Bayan Çor Kağan, Tang Hanedanlığına yardım etmenin şartı olarak iki ülke arasındaki yürürlükte olan anlaşma metnine “her bir at için 40 top ipek kumaş” verilmesini eklemiş, Tang hanedanlığı da kendi kızını Uygur Hanedanlığına eş olarak göndermeyi kabul etmiştir. Neticede 757 yılında Bayan Çor Kağan oğlu Yabgu ve büyük komutan Dide liderliğinde 4000 kişilik seçkin atlı birliğini Tang hanedanlığına yardıma göndermiştir. ”Yükseklerden Çin durgunu ile batımızda, Çin milletinden uluşan hanlıklar ve padişahlıklar her vakit düşmanlarına karşı komşuları olan Uygur ve Türklerden ipek ve para ve kültürel değerler karşılığında kendilerini düşmanlarından korutturmuşlardır. Şimdiki çağdaş dünyada bile Türk birliğinin çabuk gerçekleşmesini Çin daha çok isterler çünkü Avrupa’ya ve amer ikaya karşı çinin korunma gücü Türk birliği olacağına inanmaktadırlar. Anlatmak istediğim çok şeyler var. Ey dünya milletleri ve devletleri, aslınıza dönün ve karakterinizi koruyun ki insan olduğunuzu hatırlayın. Çünkü hayvanlar bile özü gereği birbirlerine sahip çıkıyorlar, toprak dahi su güneş hava fidanlar kendi aralarında yardımlaşma destek ortamlarında dünyaya hizmet ediyor. Neden biz çağdaş insanlar yaratanın bize neler yaparak öbür dünyaya yolculuk edeceğimiz ile ilgili emel etsin diye verdiği kuranda her şey açık net yazılı olmasına rağmen dünyayı ve bizi her şeyi yaratan yüce yaratana karşı çıkarcasına Uygur Türk kardeşlerimize sahip çıkmıyoruz? Bakın bu davranışlarımız dünyayı sonuna getirecek. Kesin söylüyorum çünkü insanlar çok eskiden böyle bir örnek hadise yaşadı ve tecrübe edendi.

    Neden ders almıyorlar? Şunu söylemeye çalışıyorum dünyanın süper güçleri Uygur konusunda kendi devletlerinin çıkar menfaati için Uygurlara değişik vaatlerde bulunarak ve Uygur kozunu elinde tutarak Çin’den kaç yüz milyarlarca dolar elde ediyorken ve karakterlerini korurken, biz T.C. Devleti olarak Çin Devleti’nin istediğini diplomatik ve birazda insiyatif yolları ile yerine getirerek birkaç milyon dolar elde etmeye ve İpek Yolu Projesi’nde T.C. Devleti olarak payımızı almaya çalışıyorken, bu İpek Yolu Projesi’nin gerçek tecrübe sahibi ve yüz binlerce milyar doların kozur garantörü olan öz mü öz kardeşimiz, dindaşımız, soydaşımız Uygur Türklerini unutarak Uygur Türklere sahip çıkmayarak T.C. Devletimize Müslüman Türk milletimize çok büyük telafi mümkün olmayan zarar vererek suç işliyoruz. Ayrıca “Kuran’a dünya hukukuna insanlık karakterine karşı hareket eden soydaşına hainlik yapan insanlık ve Türklük katliamı için yandaşlık yapan Müslüman Türk coğrafyası Türkiye“ olarak tarih sayfalarından yerimizi almamak için derhal Türkler olarak karakterli olalım ki yüce yaratan için her şey kolaydır. Ben Çin devletine savaş açın demiyorum. Sadece karakterli olalım diyorum. Özümüzde böyle olmamızı gerektiriyor. 600 sene dünyanın 5’te 3’üne devlet yönetiminde önderlik etmiş tecrübelerimizin pişmiş diplomasiye pozisyonumuzu koruyalım. Çin devletinin Türkiye’ye tam olarak ihtiyacı var. Yani İpek Yolu Projesi köprünün bir kolonu, Uygur Türklerin yaşadığı bölge öbür kolunu; Türkiye bu iki kolonlar arasında yükü sırtında taşıyan da Uygur Türkü Çin Devleti ve Türkiye Devleti Uygur Türk meselesini çözmeden devletler arası büyük projeler gerçekleştiremez, büyük projeler yapamazlar. Türkiye olarak Türk birliğine önderlik yaparak dünyada süper güç olabilmemiz için çaba gösterirken bu süper gücün oluşumunda şekillenen hamurun asıl mayası Uygur Türkü unutuyor ya da Çin’den korkarak Uygur Türklerin geçmişte ve şimdi yapan ve yapabildiklerinde şüphe edenler var. Her şeyin dengeli olması şart. Turan ve Türk birliği derken Uygur Türklerin insanca yaşadığı bir ortamda uluslararası konjektör bahanesiz Türk birliği gerçekleşmesine izin verecek. Olmazsa orta doğuda yaşadığımız bu savaş ortamlarını Uluğ Türkistan’da tekrar yaşayacağız. Neden mi diyeceksiniz. İngilizler, Fransızlar Amerikalılar, Almanlar, İsrailliler Orta Doğuda yaptığı gibi “Doğu Türkistan’da insan hakları ihlalleri ve Uygur Türklerine Çin Devleti tarafından soykırım katliamı yapıyor“ diyerek, Doğu Türkistan’ın zenginliklerini bölge halkının izni olmadan Çin zor kullanarak işgal ettiği Uygur Türk Bölgesi’nden çalıyorlar. Uygurlara katliam soykırım yapıyor diye Amerika başta olmak üzere Çin’e karşı güçler yukarıda bahsettiğimiz gerçek kanıtları kozur olarak kullanarak bölgeye huzur demokrasi getireceğiz diyerek gelirler ve bununla bölgede genel olarak militanlık ve iç savaş başlar. Dolayısıyla Türk birliğinin gerçekleşmesine de engel olurlar. Bir başka nedeni de Türk birliği büyük bir güç demektir. Bu gücü dünya süper devletleri kendi karşısında görmek istememesidir. Çünkü tarihte Atilla’nın yaptıklarını unutmadılar.

Biz T.C. Devleti olarak Uygur Türklerine gerçekten ciddi sahip çıkmamız şart. Şimdiki Çin Devleti’nin asıl amacı Uygur bölgesinde yaptıkları zulüm ve soykırım ile Türklerin şah damarına basarak Türk Birliğini çabuk kurmasına vesile olmak. Dolayısıyla bu birliğin gücü ile Rusya Amerika Avrupalılara kendini Türk birliği gücünden kendini koruma altına aldırmak ve Türk birliğinin baş koordinatörü ile tek el yönetim anlaşmasını yaparak Uygur başta olmak üzere ulu Türkistan Orta Doğu’nun stratejik yönetmenliğini Türkiye devletinin tek elinde görmek isterler. Ama biz bununla Çin devletinin oyununa gelmeyeceğiz. Fakat büyük satranç tahtasında güçlü bir Türkiye devleti olarak yer alabilmemiz için ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “devlet menfaati her şeyden üstündür“ kılavuzunu unutmamak şartı ile komşu devletlerle her türlü stratejik anlaşmaları yaparak ve Türk birliğini kurarak bölgede süper güç olarak T.C. devletimizin dünyaya daha iyi örnek devlet olabilmesi için Çin devleti sınırları dışarındaki Uygur Türklere derhal Türkiye vatandaşlığı verip dünyada Uygur Türklerinin T.C. Devletinin tek el yönetim altında kontrollü bir yönetim içinde hareket ederek Uygur Türkleri ile İpek Yolu Projesi için çalışma başlattığımızda Çin devleti ve biz T.C. Devleti olarak rahat edeceğiz. Neden mi? Uygur Türkleri Çin Devleti’nin gerçek amacını iyi okuyamayan sahte Çin yalakası strateji uzmanlarının dediği gibi; Çin devletini parçalamak için harcayacak boş zamanı olmayacak bir millettir. Yani Uygur Türklerinden bahsediyoruz. Çinlilerinin bahsettiği gibi Uygur Özerk Bölgesi’nin sınırlarının içinde yaşamaktayız. Biz sadece huzur içinde özgürce demokratikçe kendi hak hukuklarımızı elde etmek birleşik devletlerin ve Çin devletinin kanunları gereği Uygur Özerk Bölgesi’nin şimdilik gerçek Uygur Özerk Bölge haklarının çerçevesinde yaşamak isteriz. Uzun vadede biz Doğu Türkistan Devleti’nin ihya edilmesini Uygur Devletimizi kesin isteriz. Müstakil demokratik Uygur Devleti istiyoruz. İlerde Uygur Devleti mi kurulacak mı? Ya da özerk bölge olarak mı kalacaklar bunlar tamamen Uygur Özerk bölgesinde yaşayan halk karar verecek. Verilecek kararların asıl yönüne Çin Devlerinin bundan sonraki Uygur özerk bölgesine yapacağı uygulamaların çok büyük etkileyici rolü olacak. Her şey ortada biz Türkiye Devleti ve dünya olarak Uygur Türklerine sahip çıkmak zorundayız. İnsanlık borcumuzdur. Daha doğrusu yüce yaratanın Kuran’ın sayfalarına göre adım atalım ki insan gibi yaşayalım. Bu süreçte Uygur Türklerinde insan olduğunu insanca yaşamaya hakkının olduğunu unutmayalım. Uygur Türk bölgesi doğal zenginlik olarak Çin genel petrolünün yüzde yetmiş, kömürün yüzde altmış yedi, altının yüzde doksan, dünya altın rezervinin yüzde otuz dört, demirin yüzde altmış üç, uranyumun yüzde seksen bir olarak yüz çeşitten fazla değerli maden kaynağı bulunmaktadır. Son zamanlarda 1866 yılı Kaşgar Devleti’ni kurarak ve Osmanlı İmparatorluğuna biat ederek Osmanlı topraklarından sayılan Uygur ye devleti, 1933 - 1944 Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti ve 1944 - 1949 Doğu Türkistan Cumhuriyeti kurarak Uluğ Türkistan topraklarında müstakil özgür Türk devletini kuran Uygurlar Türkiye ile hiçbir zaman bağını koparmamıştır. En son Kurtuluş Savaşı’nda kutsal görev olan hacca yola çıkan Uygur Türkleri Kurtuluş Savaşını görür ve hac seferini iptal ederek hac için adanılan altın ve paralarını Kurtuluş Savaşı için hibe ederek kendileri Türkiye Kurtuluş Savaşı’nda savaşarak şehit olmuşlardır. Kahramanlarca karşılıksız yapılan bu Türkiye bağlılığı ümmet için insanlık için Türklük için yapılmıştır. Özet olarak Uygur Türkleri Türk birliğinin ulunu çoktan yapmışlardır.

   Uygur Türkleri İpek Yolu Projesinin tecrübesini 2.000 sene öncesi elde etmişlerdir. Büyük güçlü Türkiye devleti olabilmemiz için öncelikle Türklüğün, insanlığın mayası olan Uygur Türklerine sahip çıkalım. Türk esir yaşamaz dememize rağmen Uygur Türkler böyle halde iken Türk Birliği Turan hayal kalır. Uygur Türklerinin problemi çözülmeden T.C. Devletimiz hiçbir zaman bölgede yön verici güçlü stratejik devlet konumuna geçemez. Bundan sonra dünyanın geleceğine Uygur Türker’i yön verecektir. Türkiye Cumhuriyeti devlet olarak sadece karakterli olarak Uygur Türk kardeşlerine sahip çıkıp dünyada süper güçlerle masada oturarak büyük devlet pozisyonunu koruyacaktır. Ortadoğu ve Uluğ Türkistan da tek el süper güç olacaktır. Uygur Türklerine sahip çıkalım ki dünyanın sonu kötü olaylarla karşılaşmasın. Ankara Meclisi Başkan Yardımcısı Erkin SABİT

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.